Maviye Özlem


Mavi göğe grisi yakışan bir martıydım bir zamanlar…
Uçtum havasız, kanatsız, güneşsiz…
Sen varsın diye mavinin ardında,
Ard arda maviden de ileriye…
Kanat çırptım gidemediğim yerlere,
lacivert sulardaki suretimle,
Tezgah açıp göğün yüzüne, bestelerini sattım balıkların.
Hepsi sana söylenmiş beni eksik bestelerdi,
Göğün yüzsüzlüğüyle hepsi bitti
ama hiçbiri isyan etmedi...
İsyan etmedi sensiz kararan havaya, sensiz kokan bahara.
Oysa sensizlikti karanlık
ve bahar değil, sensizlikti kokan havada.
Yarama bastığım tuzdu, Akdeniz’i tuzlu yapan.
Çığlığımın titreşimiydi dalga dediğiniz şey..
Ve deniz sandığınız o dalgalı yangının kızıllığı,
Gözümden damlayan bir çift kanın kırmızısındandı,
Üzeri gri noktalı.
İnsanların kanat dedikleri, benim bağ dediğimdir;
Beni sana bağlamak için çırpınan…
Ne zaman ki kanadımı kırdılar,
Çığlığımla boğup, beni senden ayırdılar,
İşte o zaman yitirdi mavisini gök.
O zaman aşındırmaya başladı dalgalar toprağı.
İşte o zamandan beridir;
Hüznüme inci denilmesi.
Mavi göğe grisi yakışan bir martıydım bir zamanlar,
Şimdi ise hüzün yüklü bir inci…
En derinde en ağır,
En derinde en saklı...
En çok da hüzünden yaralı:
En çok, sizden yaralı…
Not: "ömürgöz" ile birlikte yazılmıştır

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !